Kişilik konusu ile ilgili hatırlamamız gereken bilgi, daha önceki yazımda da belirttiğim gibi; her insanın belirli kişilik özelliklerinden oluşan bir örüntüsünün olduğu, kişilik özelliklerinin sağlıklı/normal düzeyden patolojik düzeye doğru geniş bir yelpazede sıralandığıdır.

Bu yazıda belirtilen kişilik türü, histerik kişilik; abartılı tepkilerle yaşayan, aşırı ilgi odağında olma çabaları, cinsel olarak baştan çıkarıcı davranımları, hızlı değişen modlara sahip olan, yüzeysel, genelde rol yapar gibi gözüken davranımları ile tanımlanan kişilik tipidir. Histerik kişi, olayları abartılı yaşayan, abartılı duygular ve davranımlar gösterebilen, diğerlerinden kolay etkilenen, bağımlı, telkine yatkın, benmerkezcil, sevgi ve ilgi ihtiyacı fazla ve çocuksu özelliklere sahip olan kişilik tipidir.

Histerinin son dönemlerde histriyonik olarak da ifade edildiğini görmekteyiz. Histrionik kelimesinin histeriden daha farklı anlamlar ifade ettiği; ‘histriyo’nun aktör kelimesine karşılık geldiği bilinmektedir. Böylelikle histionik kişilikteki en belirgin özelliklerden biri olan oyuncu tarzındaki görünüme vurgu yapılmıştır. Histeriyi diğer kişiliklerden ayıran, en belirgin özelliklerinden olan ‘rol yapar gibi görünen abartılı davranımlara’ dikkat çekilmek istenmiş olabilir.

Diğer kişilikler gibi histeri de geniş bir yelpazede farklı dozlarda görülebilmektedir. Bu yelpazenin uç noktasında olan ‘bozukluk’, DSM – 5 te, histerik kişilik bozukluğu adı altında kriterler ile net bir şekilde belirtilmiştir (Amerikan Psikiyatri Birliği, çev. Köroğlu, 2014, s. 333). Buna göre histriyonik kişilik bozukluğu tanısı için en az beş tane özelliğin kişide görülmesi gerektiğini biliyoruz. Kişinin bahsedilen beş özellikten daha az özellik gösteriyor olmasında ise, histiyonik bozukluk terimi yerine histiyonik kişilik yapılanmasından söz edebiliriz. Burada önemli olan, diğer bütün patolojilerde olduğu gibi, kişide ortaya çıkan yoğunluğu, şiddeti diğer bir ifadeyle ‘dozu’dur.

Bilindiği gibi, Freud histeriyi araştırarak psikanalizin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Freud için oldukça dikkat çekici olan histerik kişilik, üzerinde çalışılmasına neden olmuştur. Histerik kişilik örgütlenmesi dikkat çekme ile ünlenmiş bir yapı olduğu için gerçekten de tarih boyunca psikoloji ile ilgilenen bütün bilim insanlarının dikkatini çekmiş bir kişilik grubu olmuştur. Freud ve diğer analistler bu nedenle özellikle histeri üzerine odaklanan çalışmalar yapmışlardır.

Histerik kişiliğin ortaya çıkış nedenlerine bakıldığında; mutlaka nesne ilişkilerinden söz edilecektir. Histerik kişilikte nesne ilişkilerine bakıldığında, babanın narsisizminden sıklıkla söz edilir. Bu narsisistik baba figürüne eşlik eden yetersiz anne rolü histerik çocuk yapılanmasında önemli bir etkiye sahiptir (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s. 374). Aslında sıklıkla söz edilen, anne ve babayla kurulamamış sağlıklı ebeveyn – çocuk ilişkileridir. Kız çocuk için babaya aşık olma, anneyi sürecin başında rakip olarak algılama ve sonrasında ise anneyle sağlıklı bir özdeşim kurma ve hem anneyle hem babayla şefkatli yeterli bir sevgi alışverişi ilişki akışı özellikle fallik dönem için tanımlanan doğal gelişim sürecidir. Ancak, narsisistik ve red edici özellikteki baba figürü bu sürecin bu şekilde doğal akışında yaşanmasına engel oluşturur. Böylelikle histerik örgütlenme sürecine zemin hazırlanmış olur. Benzer şekilde erkek çocuk için yetersiz sevgi gösteren anne veya baba figüründen (genelde anne) sıklıkla söz edilir.

Histerik kişiliğin oluşumunda, çocukluktan itibaren yüklenen toplumsal cinsiyet rollerine de vurgu yapılmaktadır (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s.375). Özellikle, kadın olmanın değersizleştirildiği, kadının güçsüz, bağımlı, değersiz, zayıf ve immatür yapısının kadına işlendiği ve öğretildiği toplumsal cinsiyet rollerine bakıldığında birçok kadında histerik kişilik yapılanması görülmesi şaşırtıcı değildir. Toplumsal cinsiyet rollerinin kadına yüklediği roller aslında histerik kişiliğin tanımıyla oldukça uyumludur. 2013 yılında yaptığım çalışmada, kadın ruh sağlığına toplumsal cinsiyet rollerinin olumsuz etkisi olduğundan söz etmiştim (Cengiz, 2013).

Histeride özsaygıyı arttırmaya yönelik kullanılan çeşitli yöntemlerden söz edilir. Histeride diğer bir ifadeyle, histriyonik kişilerde karşı cinsiyette idealize ettiği kişi veya kişiler olduğu, karşı cinsiyette idealize ettiği kişi ile özsaygısını tamamlamaya çalıştığından söz edilmektedir. Buna ek olarak, tersine çevirme, karşı fobik savunma mekanizmalarını kullanarak mevcut durumuyla baş etmeye çalıştığı görülür (Histerik kadının eşine aşırı bağımlı olması, onu idealize etmesi veya çocukluk öyküsündeki otoriter babaya benzeyen bir eş seçmesi (tabii bilinçdışı bir şekilde) ve onu değiştirmeye çalışması bu mekanizmaların örnekleridir.

Temelde histerik kadınların kendi kadın kimliklerindeki güç eksikliği ile ilgili aşırı uğraşları olduğu, buna ek olarak bir kadında cinsel çekicilik ve cazibe dışında bir güç olmadığı fikri histerik kadınlarda yaygındır (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s. 377). Bu nedenle histerik kişinin kendisiyle aşırı uğraşlarının olması, güzellik ve cinsel çekicilik konularına odaklanması, dikkat çekme ve arzulanma çabalarında olması beklenir.

Histerik kişilerdeki ilgi çekme ve kendilerini teşhir etme davranışları çökkünlük hislerine karşı koruyucu niteliktedir. (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s. 378). Diğer bir ifadeyle, kendini gösterme, dikkat çekme davranışları bir çeşit savunma mekanizması olarak kullanmaktadırlar. Bu savunma mekanizması cinselleştirme ve eyleme vurmadır. Histerik kişilerde en sık görülen mekanizma, bastırmadır. Bastırma, cinselleştirme, dissosiyasyon histerik kişilerde sıklıkla görülen savunma mekanizmalarıdır. Kişi bu savunma mekanizmalarını kullanarak içsel çatışmalarıyla baş etmeye çalışmaktadır.

Histerik kişilerde aktarım ve karşı aktarım durumları tahmin edileceği gibi cinsiyete göre daha belirgin olacaktır. Özellikle histerik kadın danışan, erkek ise terapist olduğu durumlarda histerik danışanın heyecanlı ve cazibeli davranımları olacaktır. Kadın terapist ve kadın histerik danışan söz konusu olduğunda ise rekabet söz konusu olabilecektir. Diğer yandan karşı aktarım konusunda ise dikkat edilmesi gereken ikili; narsistik özellikleri olan erkek terapist ile histerik kadın danışandır (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s. 380-381). Bu hem aktarım hem de karşı aktarım açısından dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Terapi sürecinde terapistin ‘sağlıklı’ bir ebeveyn edasıyla danışanın tepkilerini regule etmesi gerekecektir. Aynı zamanda terapistin sağlıklı ebeveyn rolünde, aktarım durumlarını terapi sürecinde işe yarar şekilde yeniden ele alması önemli ve gereklidir. Aslında özetle, birçok kişilikte olduğu gibi aktarım mevzusu, terapistin anne veya baba gibi hangi önemli çocukluk karakterine atıf yaptığı ile ilişkili olacaktır. Bu nedenle terapistin karşı aktarım açısından kendi arka bahçesini de iyi tanıması gerekecektir. Görüldüğü gibi aktarım ve karşı aktarım konuları histerik kişilik için ayrı bir önem taşımaktadır.

Histerik kişilik için ayırıcı tanı yapılması gereken diğer durumlardan söz edilir. Kişilik özelliklerine bakıldığında ortak özellikler gösteren diğer kişilik grupları olduğunu görmekteyiz. Histrionik kişiliğin, narsisistik ve sınırdurum kişilik ile karışabildiğine vurgu yapılmıştır (Öztürk ve Uluşahin, s. 432).  Aynı zamanda histerik kişiliğin psikopati dissosiyasyon (dissosiyatif kişilik) ve narsisizm ile karıştırabildiğine vurgu yapılmaktadır (McWilliams, çev. Kalem, 2013, s. 385). Bu bilgilere ek olarak, klinik gözlemim özellikle yeni danışan görmeye başlayan klinisyenler için histerinin, bağımlı kişilik gibi diğer kişilikler ile de karışabilme ihtimalinin olduğudur. Bütün bunlar göz önüne alındığında, histerik kişilik ayrımını yaparken diğer kişiliklerin belirgin özelliklerinin olup olmadığına bakarak gitmek faydalı olacaktır. Örneğin; ilgi çekme davranışları, dürtüselliği olan, cinselleştirmeyi de kullanan bir danışan hemen histerik kişilik bozukluğu şeklinde tanılanamaz. Bu kişide aynı zamanda psikopati var ise antisosyal kişilik ihtimalinden de söz etmek gerecektir. Buna ek olarak, rol yapmada oldukça başarılı (rol yapma davranımı histeriyi düşündürtmesin rağmen) antisosyal kişilikler olduğunu unutmamak gerekir. Başka bir örnek verecek olursak, dikkat çekme ve ilgi ihtiyacı olan her danışan histerik olarak tanılanamaz çünkü bu kişi narsisistik kişilik de olabilir. Histerik kişilik tanısı için, yukarıda belirtilen histerik kişilik özelliklerinin kişide ne kadar ağır bastığına diğer bir ifadeyle, ne kadar belirgin olduğuna odaklanmak gerekecektir.

Bütün bunlara ek olarak, nasıl narsisistik kişilik erkeklere özgü bir kişilik türü değilse, histerik kişiliğin sadece kadına özgü bir kişilik türü olmadığını, erkeklerde de görüldüğünü bilmek yararlı olacaktır.

Aylin Cengiz Akpınarlı

Uzman Psikolog

 Kaynaklar

 

Amerikan Psikiyatri Birliği, 2014, Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı, Beşinci Baskı (DSM-5), Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı, çev. Köroğlu E., Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

 

Cengiz A., (2013). Kadın Ruh Sağlığı ve Toplumsal Cinsiyet (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Akdeniz Üniversitesi, Antalya.

 

McWilliams N., (2013). Psikanalitik Tanı, Klinik Süreç İçinde Kişilik Yapısını Anlamak, Psychoanalytic Diagnosis, (Kalem E, Çev.), (Üçüncü Baskı), İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

 

Öztürk O., Uluşahin A., (2016). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları (14. Baskı). Ankara: Bayt Yayın Hizmetleri.

 

 

 

 

 

Leave a reply